KIRIM TATARCASI TARIHI

KIRIM TATARCASI TARIHI
Orta şivesi, Kumanca soyundan geliyor.
KIRIM TATARCASI TARIHI
İsmail Gaspıralı
KIRIM TATARCASI TARIHI
KIRIM TATARCASI TARIHI
09.09.2020
Makaleyi değerlendir: 
(25 votes)
Islam in Ukraine
Islam in Ukraine's picture

Diğer birçok Türk halkı gibi Kırım Tatar halkının oluşum süreci de asırlarca sürmüştür. Kırım Tatarlarının etnogenezi, Kırım'da yaşayan Tauri, Yunan, Alan, Hazar, Selçuklu, Peçenek ve Kumanlar gibi birçok kabileden oluşmuştur.

Eski devirlerinden beri Kırım Tatarcasının üç lehçesi vardır: Oğuz dil grubuna ait ve Türkçeye en yakın olan yalıboyu (cenup) şivesi; Kıpçak grubuna ait  çöl (kuzey) şivesi ve yalıboyu ve çöl şivelerinin öğelerini birleştiren genellikle Kırım dağlarında yaşayanlar tarafından konuşulan orta şivedir. Orta şivesi, Kumanca soyundan geliyor. Orta şive temelinde bugünkü yazı dili oluşturuldu.

Kırım araştırmacısı, Türkolog B. Kuftin 1924'te şöyle yazmıştı: “Güney Türkiye Osmanlıcasının güçlü etkisi, Güney Kıyı Tatarlarının lehçesini başka Kırım Tatarları lehçesinden ayırmaktadır. Alupka, Yalta ve Gurzuf Tatarları neredeyse temiz Güney Türkçe konuşuyorlar. Ancak Sudak ilçesi dağ kasabaları Tatarlarının, yumuşak "k" harfini "ç" harfine değişim gibi lehçe özellikleri var.”

Codex Cumanicus olarak bilinen ve günümüze kalan bir Türk yazı eseri sayesinde Kırım Tatar dilinin nasıl bir dil olduğunu biliyoruz. Bu, farklı yazarlar tarafından farklı zamanlarda yazılmış birkaç makaleden oluşan bir eser derlemesidir. En eski kısmı muhtemelen 12. yüzyılda oluşturulmuştur. Derleme 1303’de Kırım'da Kafa'da tamamlanmıştır. Günümüzde Codex Cumanicus'un kopyaları Venedik'te tutulmaktadır.

13. yüzyılın ortalarında Moğolların Kırım'ı fethetmesine dek nüfusunun büyük bir kısmını Hazar, Bulgar, Peçenekler olmak üzere Türklerden oluşuyordu. Ama çoğu Kumanlardı. Ayrıca küçük bir Selçuklu Türk topluluğu da vardı. Bu devre, islam'ın Kırım'a aktif bir şekilde yayıldığı bir dönemdi. Büyük bir ihtimalle 13. yüzyılın 70'li yıllarına kadar Türklerin birçoğu, Anadolu ve Orta Asya'dan gelen vaizlerin etkisi altında İslam'a geçmiş olmuştur. Bununla ilgili yazılı belgelerin çok az ama oldukça inandırıcı tanıklıkları vardır.

İtalya şehirleri Cenova ve Venedik arasındaki etkin ticari bağlantılar, Türk dillerinin bilinmesini gerektiriyordu. Bu mesele özellikle en büyük Avrasya devleti olan Altın Orda Devleti'nin kurulmasıyla birlikte daha güncel hale geldi. Altın Orda halkının ana dili Kıpçakçaydı. Kiev Dükalığı’nın knezleri, Macaristan'ın eliti, Transkafkasya devletlerinin hükümdarı ve İtalyan tüccarların çoğu onu biliyordu. Aslında 13. ve 14. yüzyıllarda Kıpçakça, Doğu Avrupa ve Karadeniz havzasının büyük bir kısmında uluslararası ortak bir dili olan lingua franca olarak çalışıyordu.

“Bir Fransiskenin Avignon'daki Kardinaller Koleji'ne yazdığı bir mektup, Kafa’da bir misyoner okulunda Tatarcanın öğrenildiği bildiriyor. Elbette uygun bir ders kitabı ve sözlükler olmadan böyle bir öğrenim imkansızdı. Kafa'daki okul derslerinde Codex Cumanicus'un  bir listesini kullanmıştır. Codex’i inceleyen dilbilimcinin çoğu için onun Kırım Tatar diline ait olduğu oldukça açıktır.”

Y.Daşkeviç, A.Samoyloviç ve J.Deni başta olmak üzere birçok Avrupa ​​Türkologları, Codex Cumanicus'un Kırım Tatarcanın en eski yazılı anıtlarından biri olduğuna inanıyor. O.Blau'nun 1876'da yazılan çalışması da Codex Cumanicus'un Kırım Tatarlarının lehçeleriyle doğrudan bağlı olduğunu kanıtlamaktadır.

Bugünkü Ukraynalı araştırmacı Y. Pılıpçuk, ilk Kıpçakça ifadelerinin Kâşgarlı Mahmud'un Dîvânu Lugâti't-Türk sözlüğünde kaydedildiğini belirtiyor. Bu durum 10. ve 11. yüzyılları Oğuz dili için de geçerlidir.

Bizans tarihçisi Anna Komnini, Aleksiad kitabında Peçenek ile Kıpçaklar'ın arasındaki etnik yakınlığı belirtiyor. Ona göre, Kıpça ve Peçenekler aynı dili konuşmuştular.

Tüm bu bilgiler, Kırım Tatarcasının oluşum sürecinde aldığı tarihi mirasın zenginliğini gözler önüne sermektedir. Erken Orta Çağ'ında doğan Kırım Tatarcası, Kırım Hanlığı'nda zirveye çıktı. Tam o sırada şiirsel ve tarihi kronikler başta olmak üzere birçok büyük edebi eser yaratılmıştır. 

Ünlü bir bilim adamı ve eğitimci İsmail Gaspıralı (Gasprinskiy), eski geleneklerin halefi ve aynı zamanda yeni Kırım Tatar edebiyatının kurucusudur. Gaspıralı, Kırım Tatarlarının tarihi ve kültürü hakkında çok eser yazdı. Arasında bugünkü müslümanlar için ilginç olan "İslam kültürü", "Ramazan için öğütler", "Kuran okuma bilimi", "İslam tarihi", "Şeriata göre oruç kuralları", " Müslümanlar için gerekli dini kurallar kitabı”.

İsmail Gaspıralı, Kırım Tatar edebiyat dili gelişmesinde büyük bir rol oynamıştır. 1920-1930'larda dünya edebiyat gidişinde Kırım Tatar edebiyatını önemli bir hale getiren bir grup aydın insan yetiştirmiştir. Kırım halkının yaşamındaki dilin değerini anlayan Gaspıralı, şunu yazdı: “Kitap yayılması ve okuyucunun gelişmesi için genel edebi dilin önemi hakkında konuşmaya gerek yok. Dil, insan gelişimi için ana bir alettir.”

İsmail Gaspıralı sayesinde Kırım, Müslüman dünyası için İslamın yeniden doğuşunun en önemli merkezlerinden birine dönüştü. Kırım Tatarcası da önde gelen Türk dillerinden biri haline geldi.

Aleksandr Stepançenko

 

Log in or register to post comments
If you find an error, select the desired text and press Ctrl + Enter, to notify the publisher.